Supernatural-Fans

Supernatural Türkiye Fan Sitesi
 
AnasayfaKapıGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
En son konular
» Jo Harvelle diye biri vardı bir ara...
Salı Ara. 10, 2013 7:45 pm tarafından Camellia

» hey buraya bakın bide :)
Paz Ocak 29, 2012 3:23 am tarafından LuckyAngel

» Lisa Breaden
Paz Ara. 04, 2011 9:56 pm tarafından supernatural1

» x-Hack hack you
Salı Ağus. 02, 2011 12:03 am tarafından Misafir

» Virtually as cheap as download
Ptsi Ağus. 01, 2011 8:19 pm tarafından Misafir

» Louis Vuitton
C.tesi Tem. 30, 2011 9:16 pm tarafından Misafir

» En çok ağladınız film?
Paz Tem. 10, 2011 12:50 am tarafından senanur_ACKLES_seyhan

» Favori Karakteriniz?
Salı Tem. 05, 2011 10:48 pm tarafından senanur_ACKLES_seyhan

» Sohbet yeri
Ptsi Tem. 04, 2011 12:43 am tarafından senanur_ACKLES_seyhan

Dost Siteler



Anket
Hangi kadın oyuncu?
Samantha Smith (Mary Winchester)
6%
 6% [ 4 ]
Adrianne Palicki (Jessica Moore)
3%
 3% [ 2 ]
Nikki Aycox (Sarışın Meg Masters)
5%
 5% [ 3 ]
Alona Tal (Jo Harvelle)
25%
 25% [ 16 ]
Katie Cassidy (Sarışın Ruby)
22%
 22% [ 14 ]
Lauren Cohan (Bela Talbot)
14%
 14% [ 9 ]
Cindy Sampson (Lisa Braden)
5%
 5% [ 3 ]
Genevieve Cortese (Esmer Ruby)
6%
 6% [ 4 ]
Julie McNiven (Anna Milton)
5%
 5% [ 3 ]
Rachel Miner (Yeni Meg)
3%
 3% [ 2 ]
Amy Gumenick (Genç Mary)
6%
 6% [ 4 ]
Toplam Oylar : 64

Paylaş | 
 

 Muse

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Dark Somnium
Tuz
Tuz
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 88
Yaş : 27
Nerden : En derinden.....
Puan : 118
Rep : 0
Kayıt tarihi : 08/09/09

MesajKonu: Muse   Ptsi Eyl. 28, 2009 4:48 pm

MUSE



Muse, 1994 yılında İngiltere'nin güneybatısında yer alan Devon'da kurulmuş rock grubu.Çılgın sahne şovlarıyla,coşkulu soundlarıyla ve baştan çıkarıcı atmosferiyle her yaştan insanın zevkle dinlediği bir gruptur.Üç kişiden oluşur;

Matthew Bellamy (solist, gitar ve klavye)
Chris Wolstenholme (bas gitar)
Dominic Howard (davul ve vurmalı çalgılar)

Muse, zaman zaman post-Britpop grubu olarak anılsa da onlar bunu kabul etmez. Muse`un Amerikan grunge muzik (Nirvana (grup), Pearl Jam, Soundgarden gibi) ve alternatif Britanyalı grupların (Radiohead ve The Verve) karışımı olduğunu olduğuna atıfta bulunurlar ama gelmiş geçmiş en iyi müzik yapan modern rock grubu olarakta anılırlar.

Son yıllarda Muse`un popülaritesi yukarda bahsedilen gruplara yetişti. Oysa ki sadece üç kişiden oluşan bu grup on yıldan beri sahnededir



Kurulması ve ilk yıllar (1990'ların ortaları)

Aslında okuldayken Muse`un üç elemanı da farklı gruplarda çalıyordu. Kısa bir süre sonra beraber bir grup kurma kararını aldılar ve gruba ilk önce Gothic Plague, Fixed Penalty, Youngblood ve Rocket Baby Dolls gibi isimler koydular (bu grup isimlerinin kronolojisi belli değildir, Muse birçok röportajda birbirine ters düşen bilgiler vermiştir). En sonunda Muse isminde karar kıldılar.

1994 yılında Rocket Baby Dolls adı altında yerel bir müzik yarışmasında sahnedeki her şeyi kırarak birinci oldular. Bunun üzerine elemanlar üniversiteye gitmek yerine müzik üzerine kariyer yapmak istediler.



Başarının gelmesi(1997-2000)

Yaşları 30 civarında olan İngiliz üçlü grup Muse, punk ve progressive rock'ı birleştiriyor. Birçok progressive rocker gibi çalışmaları operaya benziyor; sağlam bir altyapı üstüne Matt Bellamy'nin soprano aryalarını dinliyoruz. İlk albümlerinin yapımcılığını Radiohead'in The Bends albümünün de yapımcısı olan John Leckie üstlenmiş fakat Nirvana ve Tom Waits'ten olduğu kadar Jeff Buckley ve Deftones'tan da esinlenen Muse'u Radiohead taklidi olarak nitelendirmek çok acımasız olur...

Güney İngiltere'de küçük bir şehirde Muse grubunu kuran üç delikanlının, bulundukları can sıkıcı, tekdüze ortamdan müzik yaparak uzaklaşmaktan başka amaçları yoktu başlangıçta... Matthew Bellamy (gitar, vocal), Chris Wolstenholme (bass) and Dominic Howard (drums) çok erken yaşlarda bir araya geldiler ve birlikte müzik yapmaya başladılar...

13 yaşında Gothic Plague adında ilk kayıtlarını yaptılar. Basta Chris, davulda Dominic ve Matthew gitarist ve solist olarak yer aldı; 90'ların hit şarkılarının kendi soundlarıyla coverlarını yaptılar; bu onlara önemli bir başarı getirmedi; Gothic Plague'dan sonra Fixed Penalty, ve ardından Rocket Baby Dolls...

Grup üylerinin söylediklerine göre, bu başarısızlık onları yıldırmadı tam aksine daha da hırslandırdı. Daha seçici davranarak ve daha özenli çalışarak kendi şarkı sözlerini yazmaya, bestelerini yapmaya başladılar ve bir daha asla cover yapmayacaklarına yemin ettiler. Kendi şarkılarını seslendirmeye başladıklarında da her şey bir anda değişmedi, izleyicisiz konserler veriyorlardı...

Müzikte kendi kimliklerini ve tarzlarını arayışları devam etti. Britpop onlara klişe ve tutkusuz geliyordu, (Britpop, 90'ların başından günümüze dek, İngiltere'nin popüler grupları -özellkle alternatif rock grupları- için kullanılan genel bir tanımlama) kendi müziklerinin bu kategoride olmasını istemiyorlardı. Bütün ülke Blur ve Oasis'e kilitlenmişken onlar ilgilerini Atlantik'in öteki yakasına çevirdiler. Günler ve geceler boyu Amerikan alternatif rock gruplarını dinleyip incelerken, dinlemekten asla vazgeçemedikleri iki albüm vardı: Nirvana- Nevermind ve Radiohead- The Bends; bu iki albüm onlara müziğin anlamıyla ilgili net bir fikir veriyordu...

Bu ciddi arayış sonrasında ne yapacaklarına karar verdiklerinde "Muse" adını aldılar ve her şey esas bu noktada başlamış oldu. Müzik artık bi kaçış olmanın ötesinde bir tutku haline gelmişti onlar için... Provalar daha da sıklaştı, özellikle canlı performans fırsatlarını kaçırmamaya çalışıyorlardı, küçük büyük bir çok salonda sahne alıyorlardı. Daha hırçın bir müzik, atom-smashing gitar ve görkemli bir vokal, derin ve bol kelime oyunlu şarkı sözleri... Bütün bunlar Muse'u kendi tarzına ulaştırmıştı. İlk iki single Muse (1997) ve Muscle Museum(1998) ilk önemli başarıları oldu. insanlar bu dinledikleri şey her neyse, gerçekten hoşlanıyorlardı... Bu iki single'ın yanına canlı performaslarını da ekleyerek "Dangerous Records" adında bir bantta birleştirdiler. Giderek merak uyandırıyorlardı ve basınının kendilerine olan ilgisi artmıştı; New York'taki CMJ festivaline davet edildiler, Mercury Lounge'daki olağanüstü şovlarından sonra Amerika'da da ilgi uyandıran bir grup haline geldiler... Bundan bir yıl sonra Maverick Records'la antlaştılar ve ilk albümleri Showbiz'i Eylül 1999'da çıkardılar.

Showbiz New Musical Express dergisinde haftanın albümü seçildiğinde şöyle bir başlık atılmıştı : "Muse'a bakın, bu kadar genç insanların nasıl olup da böyle iç acıtan şarkılar yapabildiklerini merak edeceksiniz..." ve başlık şu ifadeyle devam ediyordu: "Muse öyle bir müzik yapıyor ki hem rock müzik tutkunlarına hem de duygusal romantiklere hitap ediyor... balo saonunda dans ettiren punk şiirler... gözlerindeki ateşle ve damarlarındaki cesaretle... Bu grup çok büyük olacak..."

Muse'un şarkı sözleri gerçekten, kelimenin tam anlamıyla iç acıtıyordu. "Size tuhaf gelebilir ama bu şarkıların nereden geldiğiyle ilgili olarak hiçbir fikrim yok" diyor Bellamy ve ekliyor, " açıkçası bunların içimden, derinlerde bir yerden çıkığını düşünüyorum ama nasıl olduğunu anlamıyorum, dürüst olmak gerekirse anlamak da istemiyorum; bir gün bunun yanıtını bulursam kaybedeceğimden korkuyorum..."



Müzikle Tanışmaları ve Buluşmaları

Bu üç yetenekli gencin müziğe başlamalarıyla ve birbirilerini nasıl bulduklarıyla ilgili hikayelerine bakalım şimdi de...

10 sene önce Matthew Bellamy, Chris Wolstenholme ve Dominic Howard'ın aileleri İngiltere'nin güneyinde Teignmouth (Devon) adında küçük bir kentte yerleşmişlerdi. Tipik bir İngiliz sahil kenti olan bu yerde yaşam, eğer yaşınız 13 ile 18 arasındaysa biraz cehennem gibidir.

Gitarist ve vokalist Matthew Bellamy Cambridge'te doğdu ve 10 yaşında Devon'a geldi. "O zamanlar evde sorun yoktu, orta sınıf bir aileydik, 14 yaşıma kadar paramız vardı. O zamana kadar isteyebileceğim her şeye sahip olduğumu düşünürdüm. Sonra her şey birdenbire değişti; annemle babam boşandı, büyükannemin yanında yaşamaya başladım ve artık eskisi kadar paramız yoktu. 14 yaşıma kadar müzik hayatımın bir parçasıydı, daha doğrusu ailemizin bir parçasıydı; babam müzisyendi, albümleri vardı, vs. Ben büyükannemle yaşamaya başladığımda müziğe ilgim arttı; belki de buna ihtiyacım vardı...." Bellamy, Devon'da geçirdikleri çocukluklarını şöyle anlatıyor: "Size hiçbir şey sunmayan, sıkıcı bir yer... Sadece yazları Londra'dan tatil için gelenlerle biraz hayat bulan; yaz sonunda dönerlerken tekrar eski cansızlığına dönen bir yer... İşte tam o zaman kendimizi bir mahkum gibi hissederdik; herkes kendini oyalayacak bir şeyler bulmaya çalışırdı, bu da genellikle müzik olurdu. Müzik bir kaçıştı, birbirimize enstrüman çalmayı öğretirdik..."

Dominic Howard da Matthew Bellamy gibi Devon'a hemen hemen 8 yaşlarındayken gelmiş. "Fakat Matthew'le farkımız, benim ailemde müzikle ilgilenen birinin olmamasıydı. Ablam güzel sanatlarda okudu, belki bunun etkileri olmuştur üzerimde ama müzikle bir alakası yoktur sanırım. Açıkçası küçükken müzik benim için televizyonda duyduğum bir şeydi; en azından liseye gidene kadar öyleydi. Lisede çok iyi bir jaz grubu vardı ve o sayede müzikle ilgilenmeye başladım..."

Chris Wolstenholme, Yorkshire'da doğmuş ama annesi Devon'lu ve 11 yaşına geldiğinde bütün aile Devon'a yerleşmiş. "Ailemde hiç müzisyen yok, ama annem iyi bir müzik dinleyicisiydi, eve sürekli olarak yeni çıkan albümler alınırdı" diyor..

Matthew buluşma hikayelerini şu şekilde anlatıyor: "12-13 yaşlarındaydık. Ben önce Chris'le tanıştım. Okulda çok sayıda grup vardı. Hemen hemen her öğrencinin bir grubu vardı. Ben de bu gruplardan birinde piyano çalıyordum, Chris başka bir gruptaydı ama tanışıyorduk. Dominic populer bir gruptaydı, herkes o grupta olmak isterdi. İşte bu yüzden gitar çalmaya başladım; daha iyi bir grupta olmayı hakediyorum diye düşünüyordum (kahkahalar). Daha sonra gruplarına yeni bir gitarist gerektiğinde şansımı denemek istedim ve Dominic'le arkadaşlık kurduk. Sonraki iki yıl bir sürü sorun yaşadık, gruba yeni üyeler geliyor ve kısa süre sonra gidiyorlardı. Sadece Dominic ve ben sabittik. Sanırım bunun sorumlusu benim! (kahkahalar) Herneyse, o sıralarda beste yapmaya başladım. Fakat bir basçıya ihtiyacımız vardı. Dediğim gibi Chris'i tanıyordum ama o zamanlar Chris davul çalıyordu. Onun yetenekli ve ciddi bir adam olduğunu düşünüyordum, bu yüzden ona bas çalmasını teklif ettim; o da kabul etti. Hiç şüphesiz biz eğlence olsun diye müzik yapıyorduk. 18-19 yaşlarına geldiğimizde iş ciddileşti. O zaman üniversiteye gidecek miydik gitmeyecek miydik, karar vermek zorundaydık. Arkadaşlarımızın çoğu müziği bırakmış, kendilerini derslerine vermişlerdi ve geleceklerini düşünüyorlardı. Biz artık okulla ilgilenmediğimizi anladık; istediğimiz şey gruba devam etmekti; para kazanmak için ufak tefek işlerde çalışmayı göze almıştık. Bu kararı almak çok kolay olmadı ama şimdi düşünüyorum da, her halükarda okuldan zaten nefret ediyordum..."




Günümüz
2009 yılında Muse'un 'Supermassive Black Hole' adlı şarkısının 'Twiligt (Alacakaranlık)' filminde kullanılmasıyla grup, yeni ve geniş bir hayran kitlesine ulaşmıştır. Ayrıca grup son olarak 13 Eylül 2009 tarihinde MTV Video Müzik Ödülleri'nde de sahne almıştır.



(alıntıdır)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
deino*
Moderatör
Moderatör
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 222
Yaş : 21
Nerden : İstanbul
Puan : 305
Rep : 1
Kayıt tarihi : 15/05/10

MesajKonu: Geri: Muse   C.tesi Mayıs 15, 2010 9:42 pm

Matt çok farklı bi adam. İlgiyle takip ediyoruz. kahkaha
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Muse
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Supernatural-Fans :: Sohbet :: Müzik :: Şarkıcılar/Gruplar-
Buraya geçin: